Fe-minik Oyunlar

Birkaç dakika önce sona eren bir haber bültenindeki bazı haberler, özellikle hazırlanmış gibiydi. Önce “kadına şiddet” haberleri; sonra, karantina sürecinde evdeki işleri yapan ve eşlerinden talimat alan erkeklere ait görüntüler ve sonra da kozmetik ürünleri için verilen siparişlerin olağanüstü arttığına dair bir haber…

Kadına şiddet ve “cinsiyet eşitliği” konularındaki fikirlerimi burada ayrıntılı açıklamayacağım ama gereksiz şiddetin her türüne karşıyım tabii ki. Ev işlerinin eşler tarafından paylaşılması da aslında (kadının baskısıyla değil, erkeğin rızası ve anlayışı ile) mümkün, bazen gerekli de. Bu “bazen” neyi kapsar, sorusuna cevap vermek daha zor olabileceğinden, onun neyi kapsamayacağını söyleyeceğim: Erkek ütü yaparken kadının makyaj yaptığı durumlar.

Evdesin yahu! Kime “güzel” görünmek için makyaj yapacaksın? Eşinse senin adına üzgünüm. Seni sadece kimyasallar ardına gizlendiğin vakit beğenecek biri ile evlenmiş olmalısın. Soruma başka bir cevabın varsa… yorum yapamayacağım.

Enes DENİZ

Güncel Konulara İlişkin

Merhaba,

Burada, beni rahatsız eden bazı olguları sıralayacağım. İlerleyen günlerde, onlarla ilgili görüşlerimi uzunca paylaştığım yazılar yazmayı düşünebilirim.

• Haber bültenlerindeki ve TRT’deki spikerler ile dublajlardaki seslendirmeler

• Futbol, moda ve magazin çılgınlığı

• Ünlü (fenomen) olma yöntemlerinin büyük ölçüde değişmiş olması, dileyenin niteliksiz paylaşımlarla ülke gündemini işgal ederek gençlerin gözdesi olması ve tanındığı alanda hakikaten yetenekli değilse bile teknolojik imkanlardan fazlaca istifade etmesi

• Hayvanseverlik saçmalığının bu denli itibar görmesi ve buna karşın insanların ihmal edilmesi

* Burada uzun açıklamalar yapmayacağım, demişsem de yanlış yorumlamaların önüne geçmeyi gerekli buldum. Hayvanları sevmeyelim, demiyorum. Sinema sever, futbol sever gibi bir de “hayvan sever” türetmeyelim, diyorum. Toplumun belirli bir kesiminin ilgisini çeken bir uğraşı değil ki bu. Herkes hayvanları sevmeli zaten. Ötekileştireceklerimiz, işte o çok tepki gösterdiğimiz, hayvanlara işkence eden vicdan yoksunu kimseler olmalı. Diğer yandan, ifade ettiğim üzere, bazılarımız hayvanlara verdiği değeri insanlara vermiyor. Dünyanın belirli bölgelerinde milyonların yaşadıkları… Yaşayamıyorlar ki. Her gün binlercesi hayatını kaybediyor. İşte bu milyonlarca insanın durumu, bazılarının dikkatini işkence gören bir köpek ya da hayvanat bahçesinde doğan bir panda kadar çekmiyor. Yeniden ifade ediyorum: Hayvanları sevmeyelim, demiyorum. İşkenceye maruz kalan köpekler de, bir köpeğe vahşice parçalatılan hamile kedi de, zulüm gören fayton atları da… söz ettiğim milyonlarca insanla aynı anda sevilebilir. Benim vicdanım, insanları sevdiğimde hayvanları yer kalmayacak kadar sınırlı değil. Sizinki hayvanları severken insanları sevmeye elvermezse sözüm burada biter.

Listeme devam ediyorum:

• Benzer ve bazen ortak amaçlarla çalıştıkları iddiasında bunca STK olması

Demokrasiye tapılması, insan hakları ve Liberalizm gibi kavramların her şeyden üstün tutulması

Feminizmin Müslümanlar arasında bu denli destek ve itibar görmesi

Kişisel gelişim çılgınlığı

• Kalitesiz ve müstehcen mizahın ilgi ve beğeni görmesi

* Konu ile ilgili bu yazıyı okuyabilirsiniz.

Gençlerin hayata anlamsız bir kayıtsızlık ve rahatlığın getirdiği aşırı özgüvenle bakması

• Üst kuşakların, bize bazı şeyleri anlatmada ve gençlere ne olduğunu anlamada yetersiz kalması

Popüler olana muhalefet edenin dışlanması

Haddinden fazla küfredilmesi ve küfretmenin sıradan, hatta gülünüp beğenilir olması

Milliyetçiliğin, tehlikeli biçimde güçlenmesi ve bazı değerlerin yerini alması

Bu liste böylece uzayıp gider. Mesele bu şeyleri böyle alt alta sıralamakta değil; onları çözüme kavuşturmak için adım atmakta.