Demokrasi, Hoşgörü ve Anlayış

Daha önce demokrasi ile alakalı bir yazı yazmıştım. Şimdi de, o yazıda detaylı ele alamadığım bazı şeylere dair ikinci bir yazı yazmayı gerekli gördüm.

Öncelikle, TDK’nin her üç kavrama yaptığı tanımları verelim:

Demokrasi: Halkın egemenliği temeline dayanan yönetim biçimi, el erki, demokratlık.

Hoşgörü: Her şeyi anlayışla karşılayarak olabildiği kadar hoş görme durumu, müsamaha, tolerans.

Anlayış (3): Anlama yeteneği, feraset, izan, zekâ.

Anlayış (4): Hoş görme, hâlden anlama.

Çoğulcu demokrasinin yerleştiği toplumlarda tarafların birbirini dikkate alması ve sağlıklı iletişim kurması, saygı ve anlayışa dayalı ilişkiler geliştirmesi…

Neden bahsediyorum ben? Daha doğrusu, neden bahsediyorsunuz siz? Demokrasinin hoşgörü ile alakası nedir? Yukarıdaki tanımlara bir kez daha bakınız. Daima “demokrasi” ile birlikte kullanılan ve onun (demokrasinin) en doğal ve gerekli sonucu olarak gösterilen “hoşgörü” kavramının demokrasi ile ilişkisi nedir?

Bir kişiyi muhatap aldığım iki yazıyı art arda, bu yazıya uygun olmaları için gereken bazı değişikliklerle burada aktarıyorum:

“… Bir de, ideolojik fark gözetmeyeceğinizi ama sadece demokrasiye tapınanların katılabileceğini ifade etmişsiniz. Demokrasi ideoloji değil mi? Farklı fikirleri sağduyu ve sükunetle ele almak için demokrat olmak mı gerekir? Demokrasiyi Yunanlar icat etmişse, Antik Yunan’dan evvel saygı yok muydu? Modern demokrasinin Avrupa’da doğuşuna dek insanlar saygıyı eksik mi biliyordu?

Şimdi bana “demokratça” cevap veriniz. …”

“Ben de niye demokrasinin ideoloji olduğunu kabul etmediğinizi anlamadım.

Demokrasiye inanmayı dayatmanın ne kadar demokratik olduğu üzerinde düşünmeniz dileği ile.

Demokrasiye inanmak şartsa ben zaten seçilemeyecekmişim. Bundan sonraki etkinliklere seçilmemi diliyorsanız ve bu da ancak demokrasiye tapındığım takdirde mümkün olacaksa tutumunuz demokratik değildir.

Monark tek kişidir. “Ben yaptım; oldu.” der. Oligarklar, tahakküm kurmuş bir zümredir. Kendilerini seçkin ve üstün görürler. Teokratlar devleti kendi yorumladıkları dine göre yönettiklerini ve yasalarının aşkın olduğunu iddia ederler. Sorgulama kabul etmezler. Bunların hepsi kendilerini yüceltir. Demokratlar ise yönetimlerini kolektif irade ve uzlaşıya dayandırdıklarını, evrensel erdemleri esas ve ilke edindiklerini iddia ederler; ancak demokratlık, bir demokrata göre, hür irade ile benimsenebilecek bir şey değil, kabul edilmesi herkes için zorunlu sayılan bir öğretidir. Monarklar da, oligarklar ve aristokratlar da orduları ile güçlü ve egemendir. Daha güçlü bir ordu onları mağlup ederse devrilirler. Demokrasi ise egemenliğini kendisine dayandırır ve bu durumda demokrasi demokrasinin eseridir ve yine demokrasiyi gerektirir. Bu, kendi kanunlarını hakim oldukları yerlerde uygulayan terör örgütlerinden çok farklı değildir. Bir dayanağı olmayan ve hakim olduğu bölgeyi zorbalıkla ele geçiren güçler, güçlü kalmak için güçlü kalmak zorundadır. Ne yazık ki, son yıllarda çok fazlasıyla kullanılan ve pek çok durumda İslamofobiye hizmet eden terör kavramı da günümüzdeki bazı sözde demokratların eseridir.

Ayrıca, demokrasi ile hoşgörü arasındaki farkı da, hoşgörü ile anlayış arasındaki farkı da daha fazla araştırmanızı tavsiye ederim. … tutarlı her fikir ve iddia dinlenmeli ve anlaşılmalı; verilecekse bundan sonra cevap verilmelidir. Ancak, her fikir hoşgörülemez. Mesela siz, bir demokrat olarak anti-demokratlığı hoşgöremezsiniz. Demokrasi de bu yüzden diktadır. Ancak, ona (antidemokrasiye) karşı argüman üretmek için tezlerini bilmelisiniz; bu da tarafların birbirini dinlemesi ile mümkün olur. Taraflar arası diyalog, sadece demokrasinin müdafaa ettiği ve insanlığa lutfettiği bir değer değildir. Demokrasisiz diyalog mümkündür. Bununla birlikte, hoşgörü ve uzlaşı da sadece demokratlarda bulunabilecek yüce vasıflar değildir. Hatta, ifade ettiğim gibi, bir demokratın demokrasiden başka hiçbir öğretiyi hoşgörmemesi de demokratların ne kadar hoşgörülü olduğunu sorgulatır.

Kulağa hoş gelen bütün kavramları, anlamlarından çıkarıp ya da üzerlerinde hiç düşünmeden demokrasi” ambalajı ile servis etmeye son verin!

Bu ifade ettiklerimi açıklamamın demokratik hakkım olduğunu da inkar etmeyin. …”

Not: İtalik kısımlar değiştirdiğim ya da sonradan eklediğim ifadeler. Üç nokta ile belirttiğim kısımlar da maillerden çıkardığım/sildiğim ifadeler. Maillerin tamamını isterseniz de bir şekilde gönderirim.

Enes DENİZ

Bakınız:

الليبيرالية: دين القرن الواحد والعشرين – محمد حجاب (İngilizce)

Son güncelleme: 14 Safer 1442/1 Ekim 2020

Hükumetin “Gizli” Planları

Sosyal medyanın muhaliflerce kullanımına ilişkin çok şey yazdım ve yazdıklarımın arkasındayım. Biraz da yandaşları ele alalım.

Türkiye’nin “tarihi” hamlelerini, “gizli” planlarını okurlarına ya da izleyicilerine anlatan büyük bir kitle türedi. Bütün dünya karşımızdaymış, Erdoğan öncülüğündeki Türkiye müthiş bir diriliş destanı yazıyormuş ve dünyadaki güç dengelerini altüst edecek gizli planlarımız varmış. Sonra bu “gizli”(?) planları açıklıyorlar, bu planlar da hala “gizli” oluyor, değil mi?

Bu “gizli” planlar gerçekse ya onları paylaşanlar başka devlet veya teşkilatlar için çalışan istihbaratçılar ve bu planları deşifre edip paylaşıyorlar, ya devletin önemli zaafları var ve bu planları sıradan bir sosyal medya kullanıcısı bile ele geçirebiliyor ya da devletin aslında başka daha gizli planları var ve bu paylaşılan şeyler de onları gizliyor.

Eğer bu planlar gizli değilse, yani gizli plan falan yoksa yazımı dikkate almayınız. Paylaşımları da hiçbir ihtimalde dikkate almayınız. Gerçek dışı paylaşımlar, destekçilerini heyecanlandırmak isteyen iktidar yanlıları tarafından ya da gerçek dışı planları iktidara atfedip, bunlar gerçekleşmeyince de AK Parti seçmenini hayal kırıklığına uğratmak isteyen( muhalif)ler tarafından yapılıyor olabilir.

Sonuçta, hiçbir durumda siyaset ve diplomasi, bu tür sosyal medya içerikleri ile açıklanamaz. Türkiye’nin pek çok konuda zannedilenden güçlü olduğu, anlamlı bir (dış) politika uyguladığı ve hakkını aradığı muhakkaktır; ancak bu, rasyonel bir temel üzerinde ele alınmalıdır.

Not: Tek amacım, bahsettiğim paylaşımları yapan taifeyi sorgulamak. Bu yazıyı hükumetten bağımsız değerlendiriniz.

Enes DENİZ

İki devlet, tek millet

Ermenistan yine Azerbaycan askeri unsurlarını ve sivilleri hedef alıyor, Türkiye de “kardeş” Azerbaycan’a hem askeri hem siyasi destek veriyor. Aynı Türkiye, Akdeniz’de de kendi menfaatleri için yalnız mücadele ediyor. Azerbaycan KKTC’yi bile tanımıyor. Diğer Türk devletleri (Türkmenistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Kazakistan) coğrafi ve siyasi bakımdan bize daha uzak olabilir ama Azerbaycan İran’la ve Rusya ile kurduğu ilişkiyi Türkiye ile kuramazken biz nasıl “iki devlet, tek millet” oluyoruz?

Enes DENİZ

Freedom

Freedom is not about being completely untethered to anything at all. We are human beings; we cannot be wholly self-sufficient. We rely on things like…

Freedom